İİK 133. maddesine göre yapılan ihalede ihalenin düşmesine sebep olan kişi ilk peyinden aşağıya pey süremez

image_pdfimage_print

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2010/8073
KARAR NO : 2010/10553 Y A R G I T A Y İ L A M I

***************************** *** **** ***** ****************** ********************* ************************** **************** ************* ***** ********************* ******** Feshi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu şikayetinde, yapılan ihalenin feshini fesat iddiasına dayandırmıştır. Mahkemece ispatlanamayan devanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; ihaleye konu taşınmazın 06.03.2009 tarihinde yapılan 1. acık artırmada Ferda ….’ın 470.000 TL teklifte bulunduğu, Şakir …..’ında 431.000 TL teklifte bulunduğu başka teklifte bulunan olmadığından ihalenin Ferda ‘ta kaldığı, Ferda ‘ın teklif ettiği 470.000 TL bedeli yatırmaması üzerine icra müdürlüğünce 413.000 TL ile 2. teklifte bulunan Şakir ……..’a teklifte bulunulduğu adı geçen bu kişinin de ihale bedelini yatırmaması üzerine düşme kararı verilip, taşınmazın İİK.nun 133. maddesine göre ihalesinin yapıldığı ve feshi istenen bu ihalede Şakir ……….’ın ilk ihalede teklif ettiği bedelin çok altında 298.100 TL teklifte bulunduğu satış memurluğunca sözü edilen bedel üzerinden Şakir ……….’a ihalenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı alıcının daha önce yapılan birinci ihalede sürdüğü peyden daha sonra yapılan ihalede, daha az sürmesinin iyiniyetle bağdaşmayacağı bu durumun ihaleye fesat karıştırıldığının kanıtı olduğundan mahkemece ihalenin feshine karar vermek gerekir iken aksi düşünce ile yazılı şekilde istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
KAŞ
SULH HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2009/175
KARAR NO : 2009/240

DAVA : İhalenin Feshi
DAVA TARİHİ : 30/04/2009
KARAR TARİHİ : 16/07/2009
KARAR NİTELİĞİ : Red

Davacı tarafın davalı aleyhine mahkememizde açtığı ihalenin feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili mahkememize verdiği 30/04/2009 havale tarihli dava dilekçesinde, tarafların Kaş Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen ortaklığın giderilmesi ilamına dayalı 2008/2 sayılı satış dosyasına konu Kaş ilçesi Kalkan Beldesi Kışla mevkiinde kain 882 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, taşınmazın satışı için yapılan ilk ihalede taşınmazın 470.000,00 TL bedellle müvekkiline ihale edildiğini, müvekkilinin satış bedelini süresinde yatıramaması üzerine taşınmazın en yüksek ikinci peyi süren davalıya teklif edildiğini, davalının teklifi reddetmesi üzerine, taşınmazın davalının talebi ile İİK’nın 133. maddesine göre yeniden satışa çıkarıldığını, ancak bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, kendilerine tebligat yapılmadığını ve davalının tek başına girdiği ikinci ihalede evvelce verdiği tekliften daha az bedelle taşınmazı aldığını, bunun ise Yargıtay içtihatlarına göre başlı başına ihaleye fesat karıştırma olduğunu, yine İİK’nın 133 maddesindeki tebligat zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemenin somut olaya uygulanamayacağını belirterek, ihalenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini tekrar etmiş; davalı vekili duruşmada ve aşamalarda verdiği dilekçelerinde özetle, ilk artırmada her iki tarafın ufak miktarlarda artırım yaparak pey sürdükleri sırada, kendilerinin 430.000,00 TL peylerine karşılık davacı tarafın bir anda 470.000,00 TL gibi fahiş bir pey sürdüğünü, bunun rekabeti engellemeye yönelik bir davranış olduğunu, nitekim taşınmazın bu bedelle davacıya ihale edildiğini, davacı tarafın süresi içinde ihale bedelini yatırmadığını, fahiş miktarda pey süren ve ihale bedelini yatırmayan davacının ilk satışın düşmesine neden olduğunu, kanunun açık hükmüne göre ikinci satışın taraflara tebliğine gerek olmadığını, hayatın olağan akışında ihaleye tek başına giren kimsenin açılış bedelinin çok üstünde pey sürmesinin beklenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2008/2 sayılı satış dosyasının incelenmesinde, mahkememizin 2008/311 esas, 2008/449 karar sayıl kararıyla dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın açık artırmalı satış yoluyla giderilmesine karar verildiği, satış memuru olarak icra müdürünün görevlendirildiği, taşınmazın kıymet takdirinin yapıldığı ve muammen bedelin 488.080,00 TL olarak belirlendiği, 06/03/2009 günü yapılan ilk artırmaya Ferda (davacı) ve Şakir (davalı) nın katıldıkları, taşınmazın 470.000,00 TL pey süren Ferda ‘a ihale edildiği, Ferda’ın yapılan ihtara rağmen 10 günlük süre içinde ihale bedelini yatırmadığı, bu kez ikinci en yüksek peyi süren Şakir a teklif verildiği, Şakir ‘ın da tanınan 3 günlük süre içinde ihale bedelini yatırmadığı ve satışın düştüğü, Şakir vekilinin talebi üzerine taşınmazın yeniden artırmaya çıkarıldığı, artırma ilanının Vatan gazetesinin 06/04/2009 tarihli basısında yer aldığı, 24/04/2009 tarihli ikinci artırmaya yalnızca Şakir katıldığı ve 298.100,00 TL pey sürdüğü, taşınmazın bu şahsa ihale edildiği görülmüştür.
DELİLLER : Davacı tarafın iddiası, davalı tarafın cevabı, satış dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, İİK’nın 134/2 maddesine dayanan ihalenin feshi talebinden ibarettir. (HUMK’nın 571. maddesi uyarınca taşınır ve taşınmaz mallar ile ilgili ihale işlemleri İİK’nın hükümlerine göre yapılır.)
İİK’nın 134/2 maddesine göre, ihalenin feshini, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yoluyla ve ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler.
Somut olayda, mahkememizin açık artırmalı satış yoluyla ortaklığın giderilmesine ilişkin kararının icrası için artırma yapılmış; birinci artırmada en yüksek peyi süren davacının süresi içinde satış bedelini yatırmaması üzerine bu kez en yüksek ikinci peyi süren davalıya teklif verilmiş, davalının da teklife icabet etmemesi üzerine satış düşmüş ve yapılan ilanın ardından ikinci artırmada dava konusu taşınmaz ihaleye tek başına giren davalıya ihale edilmiştir.
İİK’nın 133/2 maddesinin açık hükmü karşısında, ikinci artırmanın taraflara tebliğinde zorunluluk bulunmamaktadır. Ortaklığın giderilmesi kararlarının icrası için yapılan ihalelerde bu madde hükmünün uygulanmayacağı yönünde kanunda hüküm bulunmadığına göre, bu hükmün somut olayda da uygulanabilir olduğunda kuşku yoktur. Aksi yönde bir uygulama düşünülseydi, kanun koyucunun bu hususta ayrık düzenleme yapma yoluna gideceği kabul edilmelidir. Bu nedenle, olayımızda ikinci artırma için yapılan ilan ile yetinilmesi yerinde bulunmuştur.
Bu aşamadan sonra mahkememizce tartışılması ve çözümlenmesi gereken, davalının ilk artırmada sürdüğü peyin altında pey sürerek ikinci artırmada taşınmazı almasının ihaleye fesat karıştırma olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, alıcının ikinci artırmada ilk artırmada sürdüğü peyden daha düşük bir peyle taşınmazı satın alması başlı başına bir fesat olgusu olarak kabul edilmekte ise de, somut olayda davacı tarafın ilk artırmada (sürülen peylerdeki artırım miktarlarına bakıldığında) çok yüksek bir pey sürdüğü, bu peye göre taşınmazın ona ihale edildiği, fakat davacının satış bedelini ödememesi üzerine bu kez ikinci yüksek peyi süren davalıya teklif verildiği, davalının teklifi kabul etmemesi üzerine satışın düştüğü, esasen davacının da birinci artırmanın düşmesine yol açtığı, davacının daha sonra ikinci artırmaya katılmadığı ve davalının taşınmazın muammen bedelinin % 60’ını aşan bir pey sürerek taşınmazı satın aldığı düşünüldüğünde, ihaleye tek başına giren davalının açılış bedelinin çok üzerinde bir pey sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı değerlendirilmiş; resen yapılan araştırmada ihalenin feshini gerektirir başkaca nedenler de bulunmadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine ve İİK’nın 134/2 maddesi uyarınca işin esasına girilmiş olmakla, davacı tarafın ihale bedelinin % 10’u oranında para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2.Davacının ihale bedelinin % 10’u oranında para cezasıyla cezalandırılmasına,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre 310,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekili ‘ın yüzüne karşı, davacı ve davalı asillerin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2009


T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2016/4406
KARAR NO : 2016/8066

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/06/2015
NUMARASI : 2015/666-2015/635

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı Ercan …… tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 29,20 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
TRABZON
1. SULH HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2015/666 Esas
KARAR NO : 2015/635

DAVA : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
DAVA TARİHİ : 09/06/2015
KARAR TARİHİ : 15/06/2015
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/06/2015
Davacı dava dilekçesi ile mahkememize müracaat ederek, Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış memurluğunca kendilerine gönderilen muhtıra ile iki ihale bedeli arasında fark ve faizi açısından müvekkilini şikayet eden hissedar Ertan ……’nın hissesi oranında sorumlu olduğuna ve bu hususun bilirkişi tevzii tablosunda dikkate alınarak hesaplama yapılacağına ilişkin ihtaratta bulunmasına yönelik işlem tesis edildiğini öğrendiklerini, müvekkilinin iki ihale arasındaki farktan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığına, 30/03/2015 tarihli ihalede diğer hissedar Ercan ……. tarafından 2.750.000,00 KY teklif edilmiş ve kendisine yapılan bu teklifi kabul etmemiştir. Açık artırmadaki teklifine yönelik ihale alıcısı olmayı kabul etmeyerek tamamlanma satışında daha ucuz bir bedelle taşınmazı satın almasında kötü niyetli olduğunu, hukuka aykırı bir şekilde müvekkil hissedarın iki ihale bedeli arasındaki farktan sorumluluğunu ilişkin tebliğ kararı alınarak muhtıranın ve bu yönde tesis edilen işlemin iptali ve şikayetlerinin kabulüne, işlemin kaldırılması veya düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesi satış memurluğunun (Trabzon 3. İcra) 2014/12 satış sayılı dosyası getirtilerek incelenmiştir.
Dava satış memurluğunca yapılan işlemin şikayet yolu ile denetlenmesi ve iptali davasıdır.
İptali istenen işleme konu olan satış memurluğunun 2014/12 satış dosyasında davacıya gönderilen tebligat parçasının dönmediği görülmüş uyap üzerinden alınan tebliğ belgesinde muhtıranın davacıya 08/06/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ve buna göre şikayetin süresinde olduğu değerlendirilip, işin esasına geçilmiştir.
İhaleye konu taşınmazın 30/03/2015 tarihinde yapılan 1. Açık artırmasında Ertan ……’nın 2.755.000,00 teklifte bulunduğu, Ercan …….’nın da 2.750.000,00 TL teklifte bulunduğu, başka teklifte bulunan olmadığından ihalenin Ertan …… da kaldığı, Ertan ………’nın teklif ettiği bedeli yatırmaması üzerine satış memurluğunca 2.750.000,00 TL bedel ile 2. teklifte bulunan Ercan …….’ya teklifte bulunulduğu Ercan …….’nın da ihale bedelini yatırmaması üzerine, taşınmazın İİK’nun 133.Maddesine göre ihalesinin yapıldığı ve bu ihalede Ercan ……’nın ilk ihalede teklif ettiği bedelin altında 2.405.000,00 TL bedel ile ihaleyi kazandığı ve vekili aracılığıyla da 1. İhale ile 2.ihale arasındaki farkın yarısının Ercan ……..’dan kesilerek müvekkiline ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 27.04.2010 tarih ve 2010/8073 esas, 2010/10553 karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi aynı alıcı olan Ercan ……..’nın daha önce yapılan 1. İhalede sürdüğü peyden daha sonra yapılan ihalede daha az sürmesi iyi niyetle bağdaşmaz ve ihalenin feshini dahi gerektirir, ancak mahkememizde ihalenin feshi yönünde bir dava açılmayıp satış memurunun iki ihale arasındaki farktan davacıyı sorumlu tutma yönündeki muhtırasının iptali istendiğinden iyi niyet ile bağdaşmayan bu talep doğrultusunda satış memurluğunca davacıya bilirkişi raporunda iki ihale arasındaki farktan sorumlu tutulacağı yönündeki işlemin iptaline ve tevzi tablosunun yapılış şekline yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Açıklanan nedenlerle;
1-Talebin KABULÜ ile,
Mahkememiz satış memurluğunun 2014/12 satış sayılı dosyasında satış memurluğunca alacakla Ercan …… vekilinin talebi doğrultusunda ilk ihalede 1.en yüksek teklifi veren ve daha sonra süresi içerisinde ihale bedelini ödemeyen Ertan …….’ya gönderdiği iki ihale arasındaki fark ve faizinden hissesi oranında sorumlu tutulmasına yönelik talebinin satış memurluğunca bilirkişi tevzii tablosuda dikkate alınarak hesap yapılacağı yönündeki işleminin İPTALİNE,
Tevzi tablosunun iki ihale arasındaki fark dikkate alınmaksızın yapılarak taraflara paylarının yasal harç ve giderler düşüldükten sonra mahkememiz kararı ve tarafların payları oranında ÖDENMESİNE,
2-Harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına
4- Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde iadesine,
Dair, evrak üzerinden tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/06/2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir